17 Temmuz 2011 Pazar

sonrası

gecesi sabaha erişen günler var. şaşkınlığım fazla geliyor diğer insanlara. gittiğinden beri geçen zamana şaşıyorum, günlerin bitmesine, gecelerin bitmesine, seher vakitlerine, alacakaranlığa şaşırıyorum. çok kısa bir an olsun içimde oldukça zamanın onsuz geçmesini kabullenemiyorum. ben aslında o kadar da güçlü bir kadın değilim. belki de hiç...

bunca laf israfına susmak yakışmıyor elbette. ama susuyorum ben, bir şey çok fazla çökünce içime, sesim soluğum kesiliyor, bıçak açmıyor ağzımı, bir besmelecik kımıldamıyor dudaklarım. bir şey tüm ağırlığıyla çekinmeden çökünce üzerime susuyorum ben. sonrası derin bir sessilik/sensizlik. ellerim kollarım hissiz. dillerim dilsiz, kulaklarım sessiz. derin bir uğultu sonrası, derin bir ıssız...

odamın içi aydınlanıyor yavaş yavaş, içeri ışık giriyor, güneş de girecek, kuş sesi girecek, çay kokusu girecek, annemin sesi girecek, babamın seslenişi, kardeşim girecek sonra, "kahvaltı" diyecek. odamın içi  aydınlandıkça, karanlığa dönecek yüzüm. yastığa gömülecek. fazla gelecek odama giren ışık, kuşun sesi çayın kokusu. fazla gelecek ismimi duyduğum her an...

ismim bile senin ağzında güzel çünkü, ışık bile senin yüzünde güzel, karşılıklı içmeyeceksek çay neden var? "göğe bak" der türküde, "umut doludur" der. ben gökyüzüm hasretim kadar derin ve sonsuz. bir nefes izni vermiyor içime çöken, sonrası derin bir sessizlik/sensizlik.. bir üşüme hissi, bir kimsesizlik, ıssız. belki güneşe inat karanlık.

elime kelimelerin tutuşturulduğu ana minnetim bu yüzden, dillerime ağır gelen kelimeler ellerimden yağ gibi akabiliyor. oysa unutulsaydı kelimeler, konuşmak unutulsaydı ve yazmak. sadece dokunarak anlaşsaydı sevenler. tek alfabe bu olsaydı: bu, beden. derin bir sessizlik olsaydı da sensizlik olmasaydı o "sonrası" . ne olurdu? ayrılıklar yasaklanırdı belki, en hayırlı yasak bu olurdu, "vuslat" olurdu en güzel kelime ayrı düşmüş için, hasretliğinin adından sonra. unutulaydı ya kelimeler. hasretlik yasaklanaydı... sonrası derin bir sessizlik olaydı... ne olurdu?!

güneş yükseliyor şimdi, gecesi sabaha erişen günler var, sabaha inat bir düzen kurulu halbuki, hasretin pençesinde can çekişene güneş ne fayda? o hep karanlıkta, o hep bir "gittikten sonra"da. çünkü gitmiştir. ondan sonrası derin bir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder