sana bir öykü anlatayım ceviz. böyle tıpkı yaprakların kadar renkli çeşitli bir öykü olsun. dört mevsim sürsün. böyle sürüp sürüp bitmesin, gökyüzünden toprağa dönen yağmur gibi bir döngüden olsun... sana asıl bir masal anlatayım ceviz, bin gece sürsün, bir yıla sığsın.
bekleyen beklediği vakti en küçük sayılı zaman dilimine eklermiş. hani 7 gün değil de 1 hafta gibi. hani 60 dakika değil de 1 saat. bekleyen beklediği vakti küçümsemek istermiş, beklemenin yükü altında küçülürken. ve ceviz, benim 4 mevsimim var beklenecek. 1 sene demesi de ağır geliyor. zira 1 sene ağır bir zamanmış omzuma yüklenince anlıyormuş insan. 4 mevsim sanki akar da gider...
peki dört mevsim nasıl akar da gider? bi ceviz ağacına neler olur mevsimler geçerken? neler değiştirir, neler yaşar o yapraklar ve budaklar? yaşamadan göremeyeceğiz elbette. dibi görünmeyen bir denize dalmak gibi bir bebeğin ilk adımını atması gibi, sonrasında ne olup biteceğini bilemeden öğreneceğiz. en baştan. ilk kadar baştan.
sana bir masal anlatacağım ceviz. bin gece sürecek, bir yıla sığacak. hazır mısın?
bekleyen beklediği vakti en küçük sayılı zaman dilimine eklermiş. hani 7 gün değil de 1 hafta gibi. hani 60 dakika değil de 1 saat. bekleyen beklediği vakti küçümsemek istermiş, beklemenin yükü altında küçülürken. ve ceviz, benim 4 mevsimim var beklenecek. 1 sene demesi de ağır geliyor. zira 1 sene ağır bir zamanmış omzuma yüklenince anlıyormuş insan. 4 mevsim sanki akar da gider...
peki dört mevsim nasıl akar da gider? bi ceviz ağacına neler olur mevsimler geçerken? neler değiştirir, neler yaşar o yapraklar ve budaklar? yaşamadan göremeyeceğiz elbette. dibi görünmeyen bir denize dalmak gibi bir bebeğin ilk adımını atması gibi, sonrasında ne olup biteceğini bilemeden öğreneceğiz. en baştan. ilk kadar baştan.
sana bir masal anlatacağım ceviz. bin gece sürecek, bir yıla sığacak. hazır mısın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder